Değerli Müminler!
Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in övdüğü güzel ahlak esaslarından birisi de tevazudur. Tevazu; alçak gönüllü olmak demektir. Yüce Rabbimiz: “Rahmân'ın has kulları ki, onlar yeryüzünde tevazu ve vakar ile yürürler ve ne zaman kötü niyetli, dar kafalı kimseler kendilerine laf atacak olsa, (sadece) selâm! derler” buyurarak mütevazı müminleri bizlere tanıtmakta ve bu özelliklere sahip olanların namazlarında saygı ve tevazu içinde olduklarını haber vermektedir. Yine Rabbimiz âhirette onlardan razı olacağını, onların mağfireti ve büyük bir mükâfatı hak edeceklerini ifade etmektedir.
Değerli Müminler!
Tevazuun zıddı kibirdir. Kibir kendini beğenme ve böbürlenme anlamlarına gelmektedir. Kibir toplumsal kaynaşmaya zarar veren ve dostların arasını açan kötü bir huydur. Bu nedenledir ki Resulullah efendimiz: “kalbinde zerre miktarı kibir bulunan kimse cennete giremez” buyurarak bütün müminleri uyarmıştır. Zira kibirli kimse bencildir. Böyle birisi her zaman kendisini büyük ve üstün gördüğünden kimseyi beğenmez ve alçakgönüllü de olamaz.
Aziz Müminler!
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de insanları küçümseyerek onlardan yüz çeviren, yeryüzünde böbürlenerek yürüyen ve kendini beğenen kimseleri asla sevmeyeceğini ifade etmektedir. Kur’an’da anlatıldığı üzere İblis’in kendini çok beğenmesi, onun bu sevgiden mahrum kalması sonucunu doğurmuştur. Nitekim Rabbimiz: “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, kibirlenme ve gururlanma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin. Bunların hepsi de Rabbinin katında sevimsiz ve çirkin davranışlardır” derken kibirlenmenin doğru olmadığını bizlere haber vermektedir. Bir başka ayette ise, Müslümanların Huneyn gününde çokluklarıyla övünmelerinin ve tevazudan uzaklaşmalarının yanlışlığına işaret etmekte ve bu kötü huydan müminleri sakındırmaktadır.
İşte bütün bunların farkında olan Peygamberimiz kibri hoş karşılamamış ve kendisi de son derece mütevazı olmaya özen göstermiştir. Nitekim o, şahsına aşırı derecede iltifat edilmesini doğru bulmamış ve meclislerde boş bulduğu yere oturmuştur. Tokalaştığı zaman karşısındakinden önce elini bırakmamış, hastaları, dostlarını, komşularını ziyaret etmiş, zayıflara, yoksullara, kimsesizlere ve yetimlere özel ilgi göstermiştir. Kendisine hizmet edenlerle birlikte oturup yemek yemiş, satın aldığı yiyecekleri çarşıdan bizzat kendisi taşımıştır. Hayatı boyunca bu güzel ahlakı Müslümanlara da kazandırmak için uğraşmış ve herkese alçakgönüllülüğü tavsiye etmiştir. Peygamberimiz: “Herkesle iyi geçinen, yumuşak huylu olup insanlara tevazu ve kolaylık gösteren kimseleri cehennem ateşi yakmaz” buyurarak tevazuun önemini vurgulamıştır.
Değerli Müminler!
Kibir ve kendini beğenmek kabalık ve hamlığın, tevazu ise olgunluğun bir işaretidir. Nitekim olgunlaşmamış gök ekinler dimdik dururken, olgunlaşmış bir başağın boynunun eğri, yönünün ise toprağa doğru olduğu görülür. Bu itibarla, topraktan yaratılan insanın da toprak gibi gönülsüz ve mütevazı olması icap eder. Pek tabidir ki, olgun bir mümine de ancak mütevazı ve ağır başlı olmak yakışır.
Aziz Müminler!
Hz. Peygamber’in mütevazı hayatı bizler için bir örnek olmalıdır. Görüldüğü üzere Kur’an’dan ve Hz. Peygamber’in eşsiz uygulamalarından çıkartacağımız ders, müminlerin de mütevazı kimseler olmaları gerektiği yönündedir. Zira Allah’ın rızasını kazanmanın yolu mütevazı bir mümin olmaktan geçmektedir.
Rabbim cümlemizi alçakgönüllü olan ve kibirden uzaklaşan ihlaslı kullarından eylesin.
İnancahaber.com olarak tüm islam aleminin cuması mübarek olsul der sağlık dolu günler dileriz.
Kaynak.www.diyanethaberler.com
1-Furkan, 25/63.
2-Mü’minun, 23/2.
3-Hacc, 22/34.
4-Ahzab, 33/35; Hac, 22/34.
5-İbn Hanbel, Müsned, IV, 134.
6-Lokman, 31/18; Hadid, 57/23.
7-Bakara, 2/34; A’raf, 7/12.
8-İsra, 17/37.
9-Tevbe, 9/25.
10-Müslim, Cennet, 16.
11-Tirmizi, Kıyamet, 45.
Bu haber 169 defa okunmuştur.