Hosgeldiniz Bugün 20 / 5 / 2012
Hosgeldiniz Bugün 20 / 5 / 2012
| ||||||||||||||||||
|
Karakter boyutu :
Orhan Poşul
YAZMAK YETMEZ !
06 Aralık 2008
orhanposul@hotmail.com
Herhangi bir yerde adınızın bir harfi yanlış yazılmış olsa kızar mısınız?.. "Evet" diyorsanız devam edelim...
Farkında mısınız bilmiyorum; yerel, ulusal gazete ve dergilerde, televizyon alt yazılarında imlâ (yazım) kurallarına pek dikkat edilmiyor maalesef. Hatta kültür-sanat dergilerinde de görüyoruz bu yanlışları.
Dilimiz bilerek veya bilmeyerek o kadar farklı kullanılıyor ki, buna değinmemek elde değil...
Eskiden işaretlerle anlaşan atalarımızın en büyük buluşu olan dil; insanın kendini ifade etmesi, düşüncelerini anlatması ve nesnelerle iletişim kurması için yegâne kaynaktır.
Araştırmalara göre dünyamızda 3000'e yakın dil kullanılmakta, bunlardan 78 tanesinin edebiyatı ve yazılı kültürü bulunmaktadır.
Ulusu ulus yapan öğelerin başında dilin geldiği unutulmamalıdır... Ünlü düşünür Konfüçyüs' e sormuşlar " bir memleketi yönetmeye çağırılsaydınız yapacağınız ilk şey ne olurdu?" diye... O da şöyle cevap vermiş "Hiç şüphesiz dili gözden geçirmekle işe başlardım. Dil kusurlu olursa sözler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa yapılmasa gereken şeyler doğru yapılmaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez!" demiş...
Değerli arkadaşlar! Gördüğünüz gibi dil, bir ulus için ne kadar önemli; ama gerçek değerini vermiyoruz ne yazık ki...
Her dilde yazım birliği kuralı vardır. Dolayısıyla kimse bildiği gibi yazamaz, yazmamalıdır. Araştırmadan istediğin gibi yazarsan yaşanmakta olan Türkçe karmaşasını da artırmış olursun. Ayrıca yazım kılavuzuna da gerek kalmaz.
Bir ülkenin çeşitli konuşma dilleri ve ağızları bulunmasına karşılık bir tek yazı dili olmalı, o ülkede yaşayan insanlar okuyup yazarken bu ortak dili kullanmalıdırlar... Yazı dili; o dili konuşan insanların lehçe ya da ağızlarından birisinin temel alınması sonucu standart bir hale getirilmesi ile oluşur. Yazı dili olma niteliği taşıyan ağzın, bir ülkenin kültür merkezi olarak gelişen bölgesinin ağzı olması ve konuşma dillerinin de en gelişmiş olanı arasından seçilmiş olması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle Türkçemiz yazı dili, İstanbul ağzına dayanmaktadır.
Gelelim asıl konumuza...
İstediğin kadar etkili ilginç bir yazı yaz, istediğin kadar kendine göre hoş cümleler kullan; yazında bir imlâ hatası varsa okuyucu buna takılacağı için kendisini yazıya veremeyecek, bütünlük kaybolacaktır. Dolayısıyla, dili iyi kullanırsak iletişimi de o kadar iyi sağlarız... Dil, bizi başkalarına, başkalarını da bize yansıtan araçtır...
"Nasıl olsa okurlar" diyemezsiniz. Bir-iki böyle hatalı devam ederseniz okuyucu sizi terk eder, bir daha da geri dönmez. Ayrıca yazı dili ile konuşma dili farklıdır; konuştuğunuz gibi yazamazsınız haliyle...
Sözü fazla uzatmadan gelin yapılan yanlışların bir kısmına göz atalım.
İlk önce, en çok dikkatimi çeken şu "ya da" sözü inatla bitişik olarak "yada" şeklinde yazılıyor...
"Ya da" sözü anlam olarak; seçenek çeşitlilik ve tercihi belirten bir sözdür. Örnek: "Ya okursun ya da çalışırsın."
Hatalı olarak bitişik yazılan "yada" nın sözlük anlamı ise: Birbirine sürtülünce yağmur yağacağına inanılan koyu yeşil renkli, genellikle yuvarlak, fındık büyüklüğünde bir büyü taşıdır.
Görüldüğü gibi doğru yazılışı "ya da" olan bağlaç kelimesi bitişik olarak "yada" şeklinde yazılırsa "yada taşı", "yeşim taşı" anlamını alır.
Buna bağlı olarak "de", "da " hadisesini biraz daha açalım ...
Bitişik yazılması gereken "de" , "da" ektir. Ayrı yazılan "de" , "da" ise ek değil, kelimedir. Bu nedenle ayrı yazılır.
Örnek verelim: "Bende kalem var."
"Bende de, onda da kalem var."
Yani; "de" , "da" bağlacı; dahi (bile) anlamı taşıyorsa kelimeden ayrı yazılır.
Bunu düzgün yazmak için çok kolay bir yol var. Eğer, "de" , "da" takısını kaldırdığınızda cümle bozuluyorsa bitişik yazılmalı, anlamı değişmiyorsa ayrı yazılmalıdır. Örnek: "Defter de al" yerine "defter al" derseniz cümle yapısı bozulmaz. Bu cümlede pekâlâ "de" den vazgeçebilirsiniz... Ama "sende defter var mı?" dediğimizde "de" yi kaldırırsak cümle anlamsız olur.
Kişi olan "o" dan bahsederken "o da" yerine "oda" yazılırsa manası farklı olur elbette...
Bir diğer yanlış da "mı" , "mi" , "mu" , "mü" soru edatlarında yapılıyor... Anlayacağınız gibi bunlar da eklendiği sözcükten her zaman ayrı yazılır. Örnek: "Onu gördün mü?" , "var mı?" , "yok mu?" gibi...
Size ilginç bir şey söyleyeyim; pekiştirme ya da olumsuzluk bildiren cümlelerin sonunda da soru işareti koyan kişiler gördüm!.. Bu yanlışı iki örnekle göstereyim isterseniz. "Ne güzel olmuşsun?", "ne kokar ne bulaşır?". Bildiğiniz gibi bu cümlelerin sonunda soru işareti konulmaz.
Bir de günlük konuşmalarımızda veya yazılarda aynı anlamı taşıyan sözcük tekrarı yapılıyor.
Örnek...
"İntihar etti" yerine "kendi kendine intihar etti."
"Yangın oldu" yerine "yangın yandı."
"Meselâ" yerine "meselâ örneğin."
"İade etti" yerine "geri iade etti."
"Ömür boyu hapis" yerine "ömür boyu müebbet hapis."
"Saygılarımı sunarım" yerine "saygı ve hürmetlerimi sunarım."
"Değerli arkadaşlar" yerine "kıymetli ve değerli arkadaşlar."
"Kesin olarak" yerine "kesin ve kat'i olarak."
"Tavuk yumurtladı" yerine "tavuk yumurta yumurtladı."
"Kâbus gördüm" yerine "kötü kâbus gördüm."
"Yarışma kötü bitti" yerine "yarışmanın sonu kötü bitti."
"Teröristler teslim oldu" yerine "teröristler kendiliğinden teslim oldu."
"Ara sıra giderim" yerine " ara sıra nadiren giderim."
"Bir daha gelirim" yerine "yeniden bir daha gelirim."
"Bu yolu yürüyerek bir satte aldım" yerine "bu yolu yaya yürüyerek bir saatte aldım."
"Rastladım" yerine "tesadüfen rastladım."
Bu örnekler uzayıp gider böyle...
Bazı sözcükler de var ki yazılışlarında tereddütde kalınıyor.
Meselâ:her şey her bir
her gün
her an
her hâlde: mutlaka
her ne kadar
her yer
"herhangi" dışında "her" ile başlayan her şey ayrı yazılır.
Ayrıca "şey" sözcüğü hiçbir kelimeyle bitişik yazılmaz; o hep bağımsızdır.
Bir de ayrı yazılan "hiç bir" , "hep bir" sözcüğü bitişik de yazılabilir. Şöyle ki: Hiç bir köyde bulundunuz mu? ("hiç" : Zaman zarfı) Burada hiç; herhangi bir zaman anlamındadır.
Hiçbir görgü tanığı bulunamadı. ("hiçbir": Sıfat) Hiçbir: Kendisinden sonra gelen adın bildirdiği varlığın bir tanesi bile olmayan anlamındadır.
Hepbir ağızdan bağırmaya başladılar. ("hepbir": Beraber)
Hep bir kedim olsun istemiştim. ("hep": Daima anlamındadır)
Şimdi de yazının başında ifade ettiğim sözcüğün bir harfi yanlış yazılınca anlamı nasıl da değişiyor birkaç örnekte görelim.
boa: İri bir yılan cinsi.
boğa: Sığırın erkeği.
cirim: Yer.
cürüm: Suç.
direk: Sırık.
direkt: Doğrudan.
elaman: Bezginlik ve sızlanma anlatan bir söz.
eleman: Bir toplulukta çalışan insanların her biri.
grup: Topluluk.
gurup: Güneşin batışı.
hak etmek: Bir emek karşılığı hakkı olan şeyi elde etmek.
hakketmek: Sert bir cismin üzerine elle yazı ya da şekil oymak.
kupür: Kesik.
küpür: Gübre.
mahsur: Kuşatılmış, muhasara altına alınmış.
mahzur: Haram, yasak.
mütevazı: Alçak gönüllü.
mütevazi: Koşut, paralel anlamına gelen "müvazi" den gelir.
sac: İnce demir levha.
saç: İnsan başını örten kıllar.
takdir:Kader, değer
taktir: Damla damla akıtma.
zade: Oğul (paşazade).
zede: Zarara uğramış (depremzede).
Yazının bundan sonraki bölümünde de diğer yazım hatalarına yer verelim.
İlk yazımlar doğru, karşısındaki ise yanlış yazılışlarını göstermektedir.
DOĞRU YANLIŞ abdest abdes
acente acenta
afetzede afetzade
akıbet akibet
aktris aktrist
asfalt asvalt
alerji allerji
alüminyum alümiyum
ambulans ambülans
ana dil anadil
anjiyo anjio
aranjman arajman
apandisit apandis
ataş ataç
ataşe ateşe
arabesk arabeks
arz etmek arzetmek
başvurmak:Müracaat etmek.
baş vurmak: Başını bir yere vurmak.
baş başa başbaşa
başıboş: Serbest
başı boş: Boş kafalı.
bilfiil birfiil
bir an biran
bir arada birarada
birçok bir çok
birkaç bir kaç
birtakım: Belli belirsiz olarak birden fazlalığı anlatır.
bir takım: 1)Bir kat (elbise). 2)Sofra, alet takımı.
bisküvi bisküvit
cinnet getiren cinnet geçiren
çiftçi çifçi
çiklet ciklet
çikolata çukulata
çipura: Balık adı çupra
çinakop:Balık adı çinekop
dans etmek dansetmek
dipfriz: Soğutucu. difriz
diyanet dinayet
diyalog dialog
doküman döküman
eşkıya eşkiya
egzoz eksoz
ekonomi ekenomi
elhamdülillâh elhamdürillâh
enfarktüs enfaktüs
entelektüel entellektüel
eşofman aşortman
etüt etüd
ezkaza:Kaza ile. eskaza
fesüphanallah fesuphanallah
flurya:Ötücü bir kuş
Florya: İstanbul Bakırköyde bir semt adı.
galeta galete
gangster gangaster
günbegün gün be gün
gardırop gardolap
gulyabani: Hayalet gülyabani
herkes herkez
havsala hafsala
havut:Deve semeri. hamut
hemşehri hemşeri
hipnotize ipnotize
hoşsohbet hoş sohbet
Hristiyan Hıristiyan
icat icad
ideoloji idooloji
içgüdü iç güdü
iddia iddaa
inisiyatif insiyatif
intihar intahar
kadana: İri at. katana
kalemşor kalemşör
kaparo kapora
karateci kareteci
kılavuz klavuz
kolesterol kollestrol
komiser komser
komünist kominist
kontör kontür
koreografi kareografi
klinik kilinik
lâvabo lâvoba
lügat lugat
maşrapa meşebe
minibüs münübüs
muhkem:Sağlam. mükkem
muzır:Zararlı. muzur
müşahede:Gözlem. müşaade
müteahhit mütait
orijinal orjinal
ortopedi ortapedi
öğle:Gün ortası.
öğün:Defa, kez.
övün:İftihar et.
öyle:Onun gibi, o türde.
pardesü pardüse
perakende parakende
poğaça pohaça
ret red
röportaj reportaj
ötanazi ötenazi
sandviç sandeviç
serbest serbes
sezaryen sezeryen
silâhşor silâhşör
siluet silüet
stajyer stajer
stat stad
stepne istepne
şalter şartel
şarj şarz
şefkat şevkat
şoför şöför
şoke olmak şok olmak
tasdik tastik
teşriki mesai teşviki mesai
tıraş traş
trotuar tiretuvar
tüyo tiyo
üstat üstad
vejetaryen vejeteryen
yalnız yanlız
yanlış yalnış
zerzevat zarzavatzül zul Bir husus daha var ki onu da belirtmeden geçemeyeceğim...
Halk arasında "inceltme işareti, uzatma işareti" ya da "şapka"olarak bilinen "düzeltme imi" (^) halen kullanılmaktadır. "Kullanılmıyor" diye iddia edilse de; başbakalnlığa bağlı Türk Dil Kurumu sitesinden teferruatlı bilgi alınabilir.
Sevgili dostlar... Amacım dil bilgisi dersi vermek değil; genelde yapılan yanlışları hatırlatmak...Türkçemizi doğru kullanmak görevimiz olmalı. Hiçbir dilde sözcükleri akla estiği gibi yazdırmazlar insana... Türkçe bu kadar başıboş bir dil midir ki herkes dilediği gibi yazabilsin? İnanın Türkçeyi öğrenen yabancı biri bizim yaptığımız hataları yapmaz. Yavaş yavaş sözlerimin sonuna geliyorum. Yapılan hataları gördünüz. Benim de yanlışım oluyordur muhakkak. Bundan dolayı hemen dil bilimcilerden ve öğretmenlerimden özür diliyorum.
" Hatasız kul olmaz" derler, hata tabii ki olacak; Temel'in hesabı gibi...
Temel'e sormuşlar "iki kere iki kaç eder?" diye. O da "dört eder, hadi bilemedin beş eder" demiş.
Bir harf değişikliği ne kadar önemliymiş öğle değil mi, pardon öyle değil mi değerli arkadaşlar?
Son bir not: Türkçe sadece imlâ kurallarına uymakla olmuyor; söz diziminden vurguya; noktalamadan tonlamaya; anlamdan anlatıma bütünüyle Türkçe oluyor, bunlara da dikkat edilmesi gerekiyor.
Bir sonraki yazımda kısmetse Türkçemize yapılan saldırılardan ve yabancı dile olan hayranlığımızdan (!) bahsedeceğim.
Saygılarımla...
Orhan POŞUL 06.12.2008
Bu haber 848 defa okunmuştur.
|
GÖRELE HABERLERİVİDEO GALERİ
BASINDAN YAZARLAR
SİTE ANKETHAVA DURUMU
|
|||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||










