1994 Dünya Kupası'ndaki Arjantin Milli Takımı belki Maradona'nın doping hadisesi dışında futbol adına büyük izler bırakmadı ama bu köşenin yazarı Dallas'taki Bulgaristan maçını izlediği tribünlerin etkisinden uzun süre kurtulamadı.
Her yaş ve kültürden geniş bir taraftar topluluğunun bir arada yer aldığı bir başka tribünde o güne kadar hiç bulunmamıştı ve itiraf etmeli ki sonraki yıllarda da hiç bulunmadı. Arjantin Milli Takımı'nı izlemeye gelen on binlerce tutkulu Arjantinli onu tarihte televizyondan izlediği ilk Dünya Kupası'na 1978'e götürdüğü için olsa gerek futbol aksesuarları içinde sadece Arjantin Milli Takımının forması yer almaktadır.
Garry Lineker ve Kevin Keegan'ın forma giydiği kulüpler dışında sadece Arjantin Milli Takımı'nın formasını saklar yıllar boyu..
Bir dönem bizim ülkenin futbol sesi olan Halit Kıvanç, Tansu Polatkan, Abidin Aydoğdu ve Öztürk Pekin gibi ustalar bana hep 1978 Dünya Kupası'nın tarihte izledikleri ve en unutamadıkları organizasyon olduğunu anlatmışlardı. Sadece Kupa'nın ruhu değil, Buenos Aires'in harika atmosferi de akıllarında silinmez izler bırakmıştı.
River Plate ve Boca Juniors rekabetinin inanılmaz hikâyelerini dinleyip okumama rağmen Racing'i atlamış olmaktan gerçekten utandım.
Neyse ki yıllar sonra detaylı bir TV programıyla eski bir dostla buluşmuş gibiyim..
Konuya giriyorum..
Dünyanın öbür tarafında öyle bir futbol kulübü var ki, ülkenin hemen her köşesinde taraftar sahibi olması, din, siyaset ve sanat ile kurduğu iletişim, sosyal sorumluluk projelerine yaptığı katkı ve tutkulu taraftarıyla en az Messi kadar keşfedilip ders alınmayı bekliyor.
Hazır Barcelona-Real Madrid El Classico serisi ve Arjantinli Lionel Messi gündemi çalmaya ve hayran bırakmaya devam ederken en az onlar kadar klasik olan bir başka rekabeti ve o rekabetin büyülü takımını yakından tanıyalım.
Durağımız Arjantin.. Buenos Aires'teyiz.. Hayır hayır River Plate-Boca Juniors'tan bahsetmiyorum..
Şehrin bir yakasında atmosferi ve gizemiyle tüyler ürperten Avelaneda derby'si anlatmak istediğim.
Türk futbol kamuoyu için çok takip edilen bir mücadele olmasa da İndependiente ve Racing'i tanımak için harika bir fırsat sunuyor.
İndependiente ve Racing Arjantin'in beş büyüklerinden ikisi. İki takımın aralarındaki maç ülkenin 2 numaralı derby'si olarak biliniyor. Amatör maçlar döneminin en başarılı kulübüyken profesyonel lig başlangıcıyla birlikte Racing birdenbire ülkenin beşinci takımına dönüşüverir. Halkın tüm katmanlarından taraftarın gönül verdiği takım bu yönüyle "Arjantin'in Takımı" olarak biliniyor. Takımın ilginç özelliği ise diğerlerindeki hispanik karakterden farklı olarak Fransız etkisinde olması. Fransız kurucusu'nun bir otomobil sporu tutkunu olması nedeniyle adı Fransızca okunduğu şekliyle Racing olmuş..
Kulüp, Güney Amerika'daki tüm sel ve deprem felaketlerine verdiği maddi ve manevi destekle saygın bir yerde duruyor.
Kulüp yönetim kurulunda Meryem Ana Kilisesi rahibi Arias görev yapıyor. Takımın renkleriyle boyanan kilisenin en büyük özelliği ise ülkenin tüm şehirlerinden Racing maçlarına gelen seyircilerin toplanma yeri olması... Arias sanılanın aksine bir Katolik kulübü olmadıklarını ve büyük bir Musevi taraftar topluluğunun Racing'e gönül verdiğini söylüyor. Avelaneda şehrinin iki ezeli rakibinin statları arasında sadece 300 metre mesafe var. İki ezeli rakibin statları Dünyada birbirine en yakın statlar olma özelliği ile dikkat çekiyor.
Racing stadı Juan Domingo Peron adını taşıyor. Peron'un yapımına yaptığı katkılardan ve gizli bir Boca taraftarı olmasına rağmen kulüp üyesi olması nedeniyle stat bu ismi almış..
2009 yapımı en iyi yabancı film Oscarı alan "Gözlerindeki Sır" filmi Racing'i ve taraftarının tutkusunu anlatması bakımından harika bir eser.
Trabzonsporlu Teofilo'nun bir gol attığı son derby maçında Racing ezeli rakibi İndependiente'yi 2005 yılından bu yana ilk kez yenerek büyük sükse yaptı.
Oysa İndependiente yıllardır Racing'e büyük üstünlük sağlamıştı. Hikâye şöyle: 1966'da son kez Arjantin şampiyonu olan Racing 1967'de Copa Libertadores ve İntercontinental kupalarını kazanarak uluslararası alanda kupa alan ilk Arjantin takımı olur. Racing'in büyük çıkışı ezeli rakiplerini ciddi kızdırmaktadır. Önlemini büyü ve sihir yöntemiyle almak isterler. Uruguay'da oynanan Libertadores Kupası final maçı akşamı Şeytan lakaplı İndependiente taraftarı bir grup gizlice Racing stadına girer ve sahanın 7 farklı noktasına kara kedi leşi gömerler. İnanışa göre bu kara büyü Racing'in çöküşünü beraberinde getirir. Yıllarca kara kedi leşleri aranır ve Racing yedincisinin bulunduğu 2001 yılına kadar Arjantin şampiyonluğu kazanamaz.
Sebebi gerçekten kara büyü müdür yoksa rahip Arias'ın bahsettiği gibi kulübün hırsız ve kötü niyetli yöneticilerin eline düşmesi midir bilinmez ama bir gerçek var ki bu yazıyı kaleme almama ilham veren TRT SPOR'da yayınlanan "10'ların kıtası" programı Güney Amerika'nın futbol gizemini ayağımıza getirmesi bakımından büyük bir açığı kapatıyor. Son yıllarda izlediğim en keyifli hikâye için programın sunucusu Aslı Pelit ve yapımcı Kaan Daldal özelinde tüm ekibe tebriklerimi gönderiyorum. Hikâye görüntülü olarak TRT SPOR kanalında izlenebilir.
o.karacan@zaman.com.tr
Bu haber 449 defa okunmuştur.