Yeniden merhaba sevgili dostlar.
Biz Türkler bir araya gelince ister okulda, ister kahvede, ister evde, askerlikte kuru gürültü, şamata yapmayı severiz. Hemen sert ve otoriter bir ses bize ''ulan burası Dingonun ahırı mı?'' diye ikaz eder. Sesimiz soluğumuz o an kesilir, Dingo ismi ilk bakışta Western Kovboy ismi gibi gelir ama değil, açıklayalım..
1800 yıllarının sonlarında, yani Osmanlılar zamanında eski adı Pera yeni adı Beyoğlu'nda Atlı Tramvaylar vardı. Bunlarla insan taşımacılığı yaparlardı. Tramvayları çeken bu atlar, hastalandıkları sakatlandıkları ve de dinlenmek istedikleri zaman tramvay sürücüleri, Taksim'den aşağı inerken Fındıklı'daki Rum vatandaşımız olan Dingo'nun ahırına götürürmüş. Bu sürücüler sabah atları geri almaya gelince hepsi de atların sağlıklısını dinlenmişini almak istermiş. Bu yüzden aralarında hep kavga çıkarmış.
Dingo'nun ahırında kavga dövüş gürültü eksik olmazmış. Ne yazık ki Türkiye'nin hali de Dingo'nun ahırına döndü! Halkı gerçek sorunlarından uzak tutup, sunni yapay gündemler oluşturuluyor. Yok Atatürk Dersim'de katliam yapmış.. Tabi şu an Atatürk'e ve arkadaşlarına küfretme moda! Bu ülkenin en büyük ve tek sorunu işsizlik ve düşük ücrettir. Bu ülkede özelleştirme adı altında esir ticareti yapılmada işyerleri birer esir kamplarına dönüştürüldü. Patronlar istediği zaman para veriyor. Bir de işçisine manevi tacizde bulunup ''ne parası ulan kapıda senin gibi binlerce köpek bekliyor!'' diyor.
Kısacası eskiden siyasal islamcılar şöyle derdi ''bugün ALLAH için ne yaptın?'' şimdi ise ''bugün PATRON için ne yaptın?'' diyorlar. Hani hadisimiz der ya ''zulme ve haksızlığa sessiz kalanlar, birer dilsiz şeytandır'' bu dilsiz şeytanlara göre, Türkiye hep büyümede, ekonomisi güçlenmede. Bunlar külliyen yalan. Burda birileri en kötü şartlarda, en düşük ücretle çalışıp birilerini zengin ediyor. Yani zenginlik bir merkezde toplanıyor ve bir islami burjuvazi yaratılıyor.
Türkiye'deki kavga ne Ergenekon ne türban ne de Dersim kavgasıdır. Devlet eliyle ihalelerle altın vuruşlarla plazlanan islamcı burjuvazinin, İstanbul burjuvazisini tasfiye edip, zenginliklerin malın mülkün üzerine oturabilmektir. Fakiri fukarayı daha da fazla soymaktır, gerçek budur kim takar fakiri fukarayı! Parası yoksa yapsın askerlik (!)
Herkese saygılar
Bu haber 382 defa okunmuştur.