İnsanların en büyük amacı mutlu ve huzur dolu bir ortamda yaşamaktır. Fakat
Son zamanlarda gerek görsel, gerekse basın yolu ile verilen haberleri benim gibi herkes takip ediyordur. Verilen haber ile toplumumuz sanki savaşcı kabileler gibi, sürekli savaşa ve savaşmaya hazır bir ordu veya düzeneği kurulmuş patlamaya hazır bir bomba, sadece iş pimi çekmeye kalmış. Sürekli bir kaos ortamı. Hani derler ya “Diken Üstünde oturmak” bu olsa gerek. En yakın örnek Doğuda bir köy toplu katliama kurban gitmedi mi? Adana da olan cinayetler unutuldu mu?
Kızı annesini öldürüyor. En yakın komşun seninle yiyip içiyor, eğlenip gülüyor, ve çocuğunu öldürüp haftalarca sandıkta sakladıktan sonra sobada yakıyor. Sonrada gelip size teselli veriyor. Kayıp olan kızınız geldi gelecek…Bu nedir? Canilik mi?.. Cahillik mi? Hangi kategoriye sığdırabilirsiniz?
Toplum ne oldu da bu duruma geldi? DNA’mız mı değişti? Bizler geçmişi incelendiğinde mazlumun saçını okşayan, darda kalana yardım eden, zorda kalana kucak açan bir ulusun torunları değil miyiz? Nerde Çanakkale savaşında Anzaklara “rahat uyuyun” diyen ulusun torunları, nerde “Her ne olursan ol gel. Putperest de olsan gel, Hıristiyan da olsan gel” diyen Hz. Mevlana'nın torunları.
Bizim dedelerimiz değil miydi? Kore de savaşanlar, Kıbrıs harekatını yapanlar. 1980 yılında II. Abdulhamit tarafından ta Japonya İmparatoru’na iyi niyet elçisi olarak gönderilen ve dönüş yolunda Japonya'da 550 denizcisi ile batan Ertuğrul fırkateyni’nde bizim dedelerimiz yok muydu?
Evet geçmişimiz çok şanlı ve şerefli olaylar ile doludur. Okuduğum zaman göğsüm kabarmakta, o an sanki o zamanı yaşıyor gibi mutlu oluyorum. Tabiri caiz ise “Havalarda uçuyorum”
Ama gel gelelim günümüze hangi olayımızı bizden sonraki nesil kıvançla, gururla anlatacak söyleyebilir misiniz? Herhalde 44 kişinin kıyıldığı katliamımı, yoksa öldürüp de sobada yakılan çocuğu mu? Veya annesini öldüren kızı mı?
Aslında bizde değişen tek bir şey var. “Biz özümüzden ayrıldık.” Her şeyin önüne menfaatlerimizi ve çıkarlarımızı koyduk. Bu doğrultuda bir toplumun yaşaması için gerekli tüm olumlu unsurları değiştirdik. Sevgiyi unuttuk veya unutturulduk. Türban sakıncalı dedik kaldırdık, Din dersi sakıncalı dedik, seçmeli ders yaptık. Şimdi onu da kaldırdık. Zaten din kitabının içine de dinin dışında her konuyu koyduk. Vergi toplamak için bile din kitabının müfredatına “İslamda Vergi” adı altında konu koyduk.
Peki Ahlak ve Kutsal değerlerimiz nerde? Asırlar boyu dünyaya hükmeden Osmanlı felsefesi çok mu yanlıştı? Bu hata kimin veya kimlerin? Senelerdir devletin kurumlarına yerleşen ve o koltuklardan kalkmayan, ölene kadar kurumun başında oturan, siyasilerin bu olaylarda hiç mi suçu yok?
Yeter artık. Kendimize gelelim. Bu vatan bizim. Bizim bizden başka dostumuz yok. Şerefli ecdadımızın yaşantılarını gözden geçirelim. Sonrada kendimize bakalım. Özümüze dönelim… Kin ve nefreti bırakalım. Kimseye fayda getirmedi, getirmeyecek. Sevgi tohumlarını yeniden ekelim. Çocuklarımızı buna göre yetiştirip, büyütelim.
Bu haber 754 defa okunmuştur.