Yukarıdaki konu başlığı ERDAL ATABEK’in yayınladığı kitabından alıntıdır.
Sevgili arkadaşlar, bizim gibi az gelişmiş toplumlarda ve ataerkil vede erkeğin hakim olduğu topluluklar, erkeğe sınırsız yaşam ve özğürlükler sunmasına karşılık, kadınlarımıza ayıp yasak günah üçgeninde dar bir yaşam alanı sunar.
Erkeğin ucuz zamparalığından tutunda, eşini dövmesi bile bazen mübah sayılır. Erkeğin şansı daha doğarken başlar. Ailede büyük bir mutluluk, bazılarıda işi öyle abartırki kurban bile keser. Vallahi ne yalan söyleyeyim ben hiç kız doğdugunda kurban kesildiğini görmedim. Neyse kızımız doğar, aileyi buruk bir sevinç kaplar yarım ağızla şöyle denir ‘’eli ayağı düzgün ya kız olmuş erkek olmuş farketmez’’ Bunun gerçektende çok azı samimidir, kızımız büyüyüp serpilmeye başlayınca aileyi ufak ufak telaş almaya başlar. ‘’Ya bu kız adımızı çıkartırsa? Evde kalırsa ne yaparız?’’ hatta kızımızın aklının ucundan bile geçmeyen bazı ahlaksız fikirler, ailenin aklından geçmeye başlar. Hatta kızımız potansiyel bir suçlu gibidir, tez elden eline erkek eli değmeden evlendirme yolları aranır..
Neyse size çalışan alımlı ve güzel genç bir kızımızın bir gününü anlatmaya çalışayım; kızımız sabah işe gitmek için erkenden yola çıkar, hele kış ise hava karanlıktır. Kızımız ürkek bir ceylan gibi sağını solunu kollayarak dolmuş durağına gelir, şansına durakta kimse yoksa işte burda dram başlar.. Hemen bir hayvanus selektör yapar arabayla, yanaşır kızımızın gözüne adice bakar! Kızımız oralı olmayınca çekip gider, sanki durakta yanlız başına araba bekleyen her kadın O gözüyle gözükür. İşte bu az okumuşluk eğitimsizlik ve cehaletin kanıtıdır. Ahlaksal çöküntüyüde beraberinde getirir. Neyse kızımız dakika 5, ilk taciz golünü durakta yer ve kızımız tıklım tıklım dolmuşa biner. Bu sefer dolmuşta fiziksel tacize uğrar, dakika 15 kızımız iki sıfır mağlup. Bir de kızımız kurumsal bir firmada değil de basit bir atölyede çalışıyorsa, vay haline..
Neyse iş yerini es geçiyoruz, kızımız o kadar tacizleri bertaraf ettikten sonra yorgun argın eve dönüş yolculuğu başlar. Tam eve 50 metre kala mahallenin köşesinde esas büyük tacizci hayvanuslarlarla karşılaşır, bu hayvanusları sosyolojik incelersek; bunlar genellikle işsiz güçsüz apolitik lümpen takımıdır, bunlar aynı zamanda kendilerine göre mahallenin namus misyonunu üslenmişlerdir. Ama ne hikmetse oradan geçen kıza da ya laf atarlar ya da kafasından geçen fantazileri de gözlerinden anlayabilirsin. Allah’a şükür tanıyabildiğim kadarıyla köyümün, yeni yetme gençlerinde bunu görmedim. Neyse bu hayvanusların hakkını yemeyelim, bunların en güzel yaptığı şeyler maç muhabbeti tüm cep telefonu markalarını ve işlevlerini tabiki olmazsa olmazı kurtlar vadisinin tüm serisini bilirler. Genel kültürlerini ilerletmek için fotomaç vede fanatik gazetesi okurlar..
Neyse konuyu dağıtmayalım kızlarımızın bunlardan korkmasının nedeni; bunlar sabit tacizcidir! 365 gün nöbetleşe taciz yaparlar! Kızımızın bunlardan kurtuluşu yoktur, bunlar abartı değildir kapalı az gelişmiş eğitimsiz toplumların kanayan yarasıdır. Çok sevdiğim yazar Çetin Altan der ki; ‘’ev bir havuzdur, çocuk hayata karşı yüzmeyi ilk evdeki havuzda öğrenir. Çocuğuna iyi yüzme öğretirsen hayata karşı iyi yüzer, onun içindir ki ne oğlundan kork ne de kızından kork.’’ Lütfen aile içi şiddet kullanmayalım, şiddeti kutsamayalım.. Kızlarımız ve kadınlarımız bu tacizler ve şiddetten dolayı çoğunluğu cinsel soğukluk ve frijit travması yaşıyor.
Kadınlarımıza yaptığımız başka bir haksızlıkta onu baba mirasından mahrum etmek için bin bir entrikalar çevirmemiz. Sen nasıl o babanın oğlu isen, o da o babanın evladı, Törüs Haşim’in kızı değil, yer için kızına bacısına madrabazlık yapan adamın kanından dininden şüphe ederim. Az kalsın unutuyordum, bir de toplumumuzdaki gizli Hüseyin Üzmez’ler vardır, bunlar kim mi size açıklayayım.. Herif elli altmış yaşına gelmiş yaşı kemale ermiş, muhabbet arasında kendini kasarak der ‘’bana 18 yaşında kız lazım’’ diye işte bunlarda gizli sapıktır. Bunlara denilecek tek laf; ulan kavat kendi öz kızını ver desen olmaz! Kızcağıza yazık, eğitimsiz toplumda ne kadar zor kadın olmak.. Allah’ım bunlar bizim erkek gözüyle gördüğümüz taciz ve haksızlıklar. Ya bilmediğimiz kim bilir neler vardır. Kim bilir ne fırtınalar kopuyordur, anamızın avradımızın yarimizin bacımızın kalplerinde..
Şunu tüm samimiyetimle söylüyorum şu andaki genç kızlarımız genç erkeklerimizden daha kültürlü ve daha olgun. Bunu açıkça görebilirsiniz. Allah tüm genç kızlarımızın kalbine göre versin, bu dünyayı size dar ettiğimiz için sizlerden özür diliyorum. Esen kalın, kadın deyince üstad nazım hikmet unutulmaz;
BİZİM KADINLARIMIZ
DAĞLARA KAÇIRIP
UĞRUNA HAPİS YATTIĞIMIZ
SOFRAMIZDAKİ YERİ
ÖKÜZÜMÜZDEN SONRA GELEN
HİÇ YAŞAMAMIŞ GİBİ ÖLEN
ANAMIZ AVRADIMIZ YARİMİZ
Bu haber 669 defa okunmuştur.