Yukarıdaki yazı başlığımız kimine göre Sezen Aksu’nun şarkısı, kimine göre dünya malı dünyada kalır, kimine göre ise insan ne kadar yaşarsa yaşasın sonu kaçınılmaz ölümdür. Aslında bu özdeyiş Da Vinci’nin Şifresi gibidir. O kadar çok şey anlatır ki; Osmanlılardaki evlat katilini, Osmanlı saraylarındaki şaibeli ölüm ve entrikaları, Şehzade Mustafa’nın katilini, Hürrem Sultan’ı, Kanuni Süleyman’ı, Sadrazam Rüstem Paşa’yı ve en önemlisi Şehzade Mustafa’nın katledilmesiyle başlayan Osmanlının yıkılış sürecinin başlangıcıdır.
Nasıl oluyor da Kanuni Sultan Süleyman, en sevdiği en akıllı en cengaver oğlunu boğdurarak katlediyor? Bunu anlamak için Hürrem Sultan’ı ve Rüstem Paşa’yı ve Şehzade Mustafa’yı Kanuni’yi tanıyalım. Önem sırasına göre Kanuni’den başlayalım..
Kanuni; Trabzon doğumlu, 10. Osmanlı Padişahıdır. Aynı zamanda halifedir, babası Yavuz Sultan Selim, annesi Hafza Sultan’dır. Kanuni’nin diğer padişahlardan bir farkı, Yavuz Sultan Selim’in tek erkek evladı olduğundan kardeş katili olmadan tahta oturmasıdır. Burada bir konuya da açıklık getirelim, Osmanlılarda ilk kardeş katili Yıldırım Beyazıt olmuştur, tahta çıkar çıkmaz kardeşi Yakup Çelebi’yi katletmiştir. Fatih Sultan Mehmet ise bu işi yasallaştırmış şu meşhur fermanı yayınlamıştır: ‘’Her kimse neye evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizam-ı alem için katletmek münasibidir.’’ Kısacası, devletin bekası için kardeş katili olmak vaciptir.
Neyse Kanuni zamanında Osmanlılar en parlak dönemini yaşadı.. Gelelim Hürrem Sultan’a.. O da her padişah anası gibi gayri Müslim olup Ukraynalı bir papazın kızıdır. Asıl ismi Aleksandra Lisovska’dır. 11-12 yaşlarında saraya satılıp iyi bir eğitimden geçirilerek haremdeki cariyelerin arasına katılmıştır. Genç ve güzel olmasına karşılık kalem gibi kaşları ince beli zekasıyla Kanuni’yi kendine aşık eder. Kanuni ona o derece aşık olur ki, ona aşk mektupları bile yazar. İlk gözdesi Gülbahar hatundan vazgeçer ve Hürrem’i ana sultan yapar.
Gelelim Şehzade Mustafa’ya.. Kanuni’nin ilk karısı Gülbahar hatundan olma tek erkek evladıdır. Hürrem Sultan’dan olma üvey erkek kardeşleri olan Mehmet Beyazıt, Selim ve de Cihangir’den büyük olduğundan Kanuni’den sonra tahta oturması kesin gözüyle bakılıyordu. O dört erkek kardeşine göre hem zeki hem savaşçı askerler tarafından sevilen, 1526 Mohaç Meydan Muharebesinde ordunun sağ tarafını iyi savunması ve iyi idare etmesi, halk tarafından çok sevilmesi, öşür vergisi adı altında inim inim inleyen yoksul Türk halkının bir umuduydu. Çünkü Osmanlıdaki çarpıklığı görmüş, sancaktar beyliği yaptığı Anadolu’da halkın sorunlarıyla ilgileniyordu.
Gelelim Sadrazam Rüstem Paşa’ya.. O da Hırvat asıllı gayri Müslim olup, devşirme usulüyle yeniçeri olup daha sonra sarayda önemli mevkilere gelir. Hürrem Sultan’ın kızı olan Mihriban Sultan’la evlenip bu devşirme Kanuni’nin damadı olur. Hürrem Sultan’ın sarayda etkisini arttırması sonucu Sadrazamlığa Hürrem Sultan tarafından getirilir. 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğunun en aşağılık, en acımasız, en hırsız sadrazamıdır. O kadar ki onun için uçan kuştan bile rüşvet alır denirdi. O kadar serveti boldu ki, öldüğünde serveti sayıldığında Osmanlı hanedanına yakın serveti ortaya çıkmıştır.
Gelelim konumuza.. Kanuni yaşlanmaya başlamıştır, Kanuni’den sonra tahta Şehzade Mustafa geçecektir, Hürrem Sultan ise bunu içine sindiremez, onun gönlü oğlu Beyazıt’ın tahta geçmesinden yanadır. Bu amaç doğrultusunda damadı Rüstem Paşa’yla entrikalar düzenlerler. Rüstem Paşa, Mustafa’nın sahte mühürünü yapar ve onun adıyla gönderilmiş mektuplar yazarak İran şahına ‘’Babam iyice yaşlandı, onu Anadolu’ya sürüp padişah olacağım’’ diye mektuplar yazar. Buna benzer çeşitli entrikalarla Mustafa gözden düşer. Kanuni bir bakıma da bile bile lades yapıp Mustafa’yı otağına çağırır, selam verip otağına giren Mustafa’nın üzerine cellatlar atlar, yağlı urganla boğmaya çalışır.
Mustafa direnç gösterir, uzun bir boğuşma sonucu Mustafa boğularak katledilir, hatta boğulma esnasında Kanuni Mustafa’nın hırıltılarını duyar. Burada esas acı olan, Mustafa’nın sekiz yaşındaki oğlu da Topkapı Sarayı’na getirilip boğdurulup öldürülür. Sonra ne mi olur? Türk halkının tüm ümitleri kırılır, Şehzade Mustafa için ağıtlar yakılır, halkta yavaş yavaş isyanlar başlar. Hürrem Sultan’ın eceliyle ölmesi sonucu, Beyazıt’ın padişahlık hayalleri de suya düşer, babasına entrikalar düzenler ama başarılı olamaz.
Kanuni’de o oğlunu İran şahına öldürtür, öbür küçük oğlu Cihangir’de Mustafa öldüğü zaman kafayı üşütür ölür.. Taht en yeteneksiz çocuk olan Ortanca oğul Sarı Selim’e kalır. Böylece Osmanlı’nın çöküşü başlar, Kanuni’nin ölmesinden sonra halk bu özdeyişi üretir. ‘’Bu dünya Sultan Süleyman’a da kalmadı’’ der.
Şunu da belirteyim; Osmanlılar 600 sene boyunca Türklerden hiçbir zaman hoşlanmadı. Sarayın en kritik yerlerinde hep gayri Müslimler oldu, devşirmeler oldu öz be öz Türk Padişah anaları olmadı. En kaymak ve yükselme fırsatı olan yeniçerilik bile Türklere yapılmada yeniçeriler hep devşirme oldu.
Türk boyları olan Çandaroğulları, Memlüklüler, Akkoyunlular daha nice Türk boyları ya asimile edildi ya da yok edildi. Türk köylüsü öşür adı altındaki vergiyle inim inim inletildi. Bu öşür baskı ve zulüm aracına dönüştürüldü. Matbayı kasıtlı olup, iki yüz yıl geç getirildi. Sırf bu yoksul halk uyanmasın diye 500 yıl bu halka kulluk yaptırıldı. Ta ki Allah’ın bir lütfü olan Mustafa Kemal ve onun Silah Arkadaşları ve Yurdu için gözünü kırpmadan ölüme giden şehitlerimiz gelene kadar..
Bu Osmanlılarda Şehzade Mustafa farklı bir kişilikti, yoksul Türk halkının umuduydu nur içinde yatsın..
MEDED MEDED BU CİHANIN BİR YANI
ECEL CELALİLERİ ALDI MUSTAFA HANI
Herkese saygılar esen kalın..
Bu haber 1613 defa okunmuştur.