Son günlerde öyle yoğun şekilde olmasada İnanca köyü derneği hakkında tartışmalar yaşanıyor. Maalesef dernekçilik de geldiğimiz nokta hepimiz tarafından bilinmekte. Tabiki her duyarlı insan gibi bu konu beni de üzmekte. Buradan kimseyi suçlayacak değilim. Eğer ortada bir takım olumsuzluklar varsa bu derneğe sahip çıkmayan bütün İnancalıları kapsıyor demektir. Şöyle bir ah çekip geçmişimize bakalım. Stratejimiz ileriye doğru koşmak olmadığından onu bunu suçlamak sorunu çözmez aksine ,yarayı dahada kangrenleştirir. İyi o zaman çözüm nerde ve nasıl olacak işte asıl kafa yormamızda bu yönde olacak.
Sayın Cemal Tahmaz abimiz bizlere derneği A dan Z ye tanıttı. Herkes okuyup anlamaya çalışıp kendi aralarında tartışsalar ilk adım atılmış olacaktır. Madde 3 deki 15 maddelik biz insanları yakından ilgilendiren ve hepsi hayati önem arz eden sosyal ilişkileri bizlere sunarken ne anladık ki. Günümüze hangilerini taşıdık. Zaman zaman olumlu işler yapanlar olmuştur ama yeterli olmuş mudur? Sorunda budur zaten. Bunları yapamadığımzdan ötürü diğer maddelerdeki faliyetlerede geçemedik. Kısaca dernekçilik de bir arpa boyu kadarda olsa gelişemedik.
Bizler aklı selim insanlar olarak bu derneğimizi zirveye taşıyabilir miyiz inanırsak taşırız bakınız cevabı hemencecik veriyorum. Birbirimize güvenirsek başarırız. Her zamam söylemiyor muyuz ki birlikten kuvvet doğar. O halde niye birlik ve beraberliği sağlayamıyoruz birinci sebebi yeterince samimi değiliz. İlişkilerimizde hoşgörülü olmadığımız için yeterince kişiler arası diyolaglarımızda saygı ve sevgiyi pekiştiremiyoruz. Bundan doğan olumsuzluklarda hep önümüzü tıkadığından olsa gerek yerimizde sayıp duruyoruz . Bu sorunu aşmada herkes fikrini söylemeli ki. Şayet kendini sorumlu hissediyorsa sorumluluğunu yerine getirmeyi bilmeli...
Bir kez daha yineliyorum. Buraya kadar yazmış olduklarımda ne geçmişteki nede şimdiki yönetimi suçlamak. Eğer eleştiri olarak görülüyorsa ,bilinmeliki öz eleştiri yapıyorum. Çünkü cuvaldızı kendimede batırıyorum. İnşallah bundan sonra daha güzel faaliyetli çalışmalar olur. Bencil olup egoizmin tuzağına düşmeden birbirimizin dertlerine ortak olup sıkıntılarının tercümanı olmalıyız. O 15 maddeleri birer birer düşünelim. Örneğin: şimdi dernek bütcemiz olsaydı Anadolu'nun çeşitli yerlerinde okuyan talebelerimize hiç olmassa burs verebilseydik kötü mü olurdu. Son sözüm ne düşünürsek onu yapabiliriz. Eğerki derneğimizin prestijini korumak istiyorsak güzel ve geniş hayellerimiz olsun. Kimse kötümser olmasın unutulmasın ki 'su yatağını bulur'. Bir de birbirimizi kırmaktan uzak duralım. Fidan dikerken çınarları devirmeyelim...
Bu haber 944 defa okunmuştur.