Değerli dostlar, bu yazımda zamanı olumlu değerlendirmemiz konusunda birkaç kelam etmek istiyorum. Özellikle genç kardeşlerim; beni dikkatli dinleyin lütfen!
Zaman nedir? Önce bunu cevaplayalım. Zaman; tamamen içinde bulunduğumuz duruma göre hızlanıp, yavaşlayan bir kavramdır. Normal hayatta yani evde, işte,okulda,camide,kahvehanede, çitte-çubukta, içeride ve dışarıda akıp giden süredir. Güzel olaylarda göz açıp kapayıncaya kadar hızla geçip gider zaman. Belki saniyelerin gün gibi uzadığı sıkıntılı ve zor zamanlar da, hemen geçmesini istediğimiz vakitler de yaşamışızdır...
Hani, sık sık duyduğumuz bir atasözümüz vardır ''vakit nakittir'' diye. İşlerimizi, görevlerimizi zamanında yerine getirmediğimizde maddi ve manevi kayıplarımızın olabileceğini anlatır bu söz. Elimizi farkında olmadan kızgın sobaya değdirdiğimizde anında geri çekiyoruz. Çünkü, bu refleksi beynimiz uygulamasa canımızın yanacağı ve zarar göreceğimiz muhakkaktır. İşte; vaktin kıymeti bu örnekte çok iyi anlaşılmaktadır.
Zaman herkese eşit sunulmuştur. Evet, büyük insan tabir ettiğimiz adından devamlı bahsettiren dünyaca ünlü insanların da günleri 24 saat idi. Hatta Voltaire'in bir sözü şöyle der: ''Zaman ondan yararlanabilecek kadar uzundur.'' Demek ki, vakti değerlendirmesini becerebilen kısalığından şikayet etmez.
Zaman çok özeldir. Çünkü, diğer kaynaklardan farklı olarak alınıp satılamaz, biriktirilemez, başkasından ödünç alınamaz, başkasına devredilemez, üretilemez, çoğaltılamaz ve değiştirilemez. Ondan sadece yararlanılabilir. Hiç kullanılmasa da tükenmeye devam eder. Yenilenmesi mümkün olmadığından bütün kaynakların en kıymetli olanıdır.
''Hayatınızı seviyorsanız zamanınızı boşa geçirmeyin.Lakin, zaman hayatın ta kendisidir.''diyor bir düşünür... Hayatla zaman birlikte başlayıp, birlikte biter. Benim için zaman, ben var olduğum sürece vardır. Yani, nefes almamız bile ona bağlıdır. Peki, zaman bu kadar değerli de biz ne yapıyoruz? Çoğunlukla işten ya da okuldan eve gelince geçiyoruz televizyon veya bilgisayarın karşısına, biz onlara değil onlar bize hükmediyor artık. Düpedüz zamanımızı çalıyorlar. Dersimizi, işi, eşi-dostu unutuyoruz. Herşeyi yarım bırakıyor, erteliyoruz. Öyle durumlar oluyor ki, randevularımızı bile dizi saatlerine göre ayarlıyoruz, dünya ile irtibatı kesiyoruz.
Ne yapmalıyız?
''Zaman hayatın ta kendisidir.'' dediğimize, hayatı da sevdiğimize göre; sevgi emek ister, yürek ister öyle değil mi? Değerli olan şeyler de mücadelesiz elde edilemeyeceğine göre bütün işlerimizi imkanlarımız ölçüsünde zamanında, azimle yapmalıyız. Ertelememeli, geciktirmemeli ve ağırdan almamalıyız. Şimdi yapıp, şimdi öğrenmeliyiz.Dersi de, işi de, eğlenceyi-dinlenceyi de zamanında, yerinde yapmalıyız. Vakit varken ders çalışmaz, zamanı uçurur kaçırırsak sınav günü bir sıkıntı gelir ki sormayın... Dede Korkut Hikayelerinde ''Kar yaza kalmaz, yeşil güze kalmaz'' deyişi ne kadar hoş değil mi?
Herşey zamanında olmalı.. Tembel olmamalıyız. Tembel insanın kendisine bile faydası olmaz.
Gençler! Unutmayın eğitime önem verdiğiniz gibi, bilime, siyasete, spora, güzel sanatlara da önem verin. Hiçbir şey yapamıyorsanız yapanlara destek olun.Hatta bu dallarda uluslararası başarıların içinde sizleri de görmek en büyük temennimizdir. Siz başarır, sesinizi, adınızı duyurursanız imkanlar peşinizden gelir.
Faydasız şeyleri terk edin, zararlı insanlardan uzak durun. Böyle davranması bir kimsenin iyi insan olduğunun alametlerindendir.Her gün yeni şeyler öğrenin, dünden ileride olun. Peygamberimiz(s.a.v.) ''Günü gününe denk olan hüsrandadır.'' buyurmuşlardır.
Kurulu hayatımız vardır çoğumuzun; iş, okul gibi... Zaruri ihtiyaçlarımız olan yemek, içmek, uyumak vs. dışındaki zamanımız boş vakittir, kendimiz için ayrılan zamandır.Bu süreyi de çok iyi değerlendirmeliyiz. Boş vakti; boşa geçen tüketim zamanı olarak algılamamalı, faydalı şeylerle doldurmalıyız. Dinimizde ''boş vakit'' yararlanılması gereken en önemli nimetlerden sayılmıştır...
Evet sevgili kardeşlerim, son olarak şunu söyleyeyim: Hayat kararlar neticesinde elimizde kalanlardan ibarettir. Para kazanılır, sarfedilir, kaybedilir, yeniden kazanılır. Ancak, giden zaman yok olur, geri gelmez. Bu ince, uzun yolda sizler de mutlaka ama mutlaka güzel şeyler yapın. Size ödünç verilen bu vücudu besin dışında bilgi ve becerilerinizle de geliştirin, anlam kazandırın. Kendinize, ailenize, çevrenize, köyünüze, milletinize, dünya insanlarına faydalı olun... İnatçı ve inançlı olun, size yakışanı yapın e mi ?...