Ne okuduğumu soran anneme” Menderes” diye cevapladım. Annemin tuhaflaştığını gördüğümde hayrola dedim. Hiç dedi buruk şekilde. Bir anı geldi aklıma ondandır. Başladı hüzünle anlatmaya.”Bakırköy Osmaniye’de oturduğumuz gecekondunun hemen karşısında olan çeşmede kaplara su doldururken, bir taraftan da ıspanakları yıkıyordum. Birisi bana kolay gelsin dediğinde karşımda çizgili lacivert takım elbiseli bir adam duruyordu. Yuvarlak olan yüz şekli ne büyük nede küçüktü. Ama sanki nur fışkırıyordu o tertemiz alnından. Şaşkın şekilde bakakalmıştım. O kibar adama teşekkür ettiğimi o heyecanla pek hatırlayamıyorum.
Çeşmenin yanında bulunan okula ziyarete gelmişti aslında. Okulda hademelik yapan Havva anamızda o esnada yıkamış olduğu masa örtülerini asmak için okulun avlusundaydı. Örtüleri okulun duvarında bulunan güvenlik tellerine takarken eli çizilmiş kanamaya başlamıştı. Bunu gören o nur yüzlü kibar insan cebinden çıkarttığı mendile Havva anamızın elindeki kanı silmiş ve büyük bir asaletle ellerinden öpmüştü. O anı gören yüzlerce insan dağılırken hayretlerini ve sevgilerini gizlemiyorlar hep bir ağızdan tezahürat yapıp alkışa tutmuşlardı. Bu asil ve ince ruhlu insanın yaptığını.Bu adam gibi adamın da Adnan Menderes olduğunu belirten annemin anlattıkları bu kadardı.(Not..Hava anamız babaannemin analığıdır Allah hepsine rahmet eylesin.)
Şimdi okuduğum kitaba gelince ismi “Öteki Menderes” Timaş yayınları Recep Şükrü Apuhan tarafından yazılmıştı.Şimdiki alıntıda oradan.”-Birgün bakanlar kurul toplantısı var.İlk önce ben gittim.Adnan bey ne ayağa kalktı,ne tokalaştı. O nazik insan bir tuhaf. Düşünüyorum.”acaba bir hata mı yaptım?”Derken diğer arkadaşlarda gelmeye başladılar.Hepsine bana davrandığı gibi davranıyor.Canı son derece sıkkın.Konuşmuyor.Kimseye tek kelime etmiyor.O sırada bir telefon geldi.
Bir vali ile görüşüyor.”Beni bahtiyar ettiniz.Mutlu ettiniz.Teşekkür ederim..teşekkür ederim Vali bey “diyor.Telefonu kapattı.Bir kahkaha attı..Neşelendi.”Beyler ne içersiniz ?”Diye sordu.Beyefendi ne konuştunuz dedim.
-“Sormayın “dedi.”On beş gündür Güneydoğudaki yağmur durumunu takip ediyorum.Uyuyamıyorum.Eğer üç gün daha yağmur yağmayacak olsaydı Güneydoğu ziraat bakımından mahvolacaktı.Şimdi Diyarbakır valisi ile görüştüm yağmur yağdığını bildirdi.Ona sevindim.Üzüntüm geçti.”İşte yaşanmış iki hikaye birebir ne kadar benziyor.Adnan Menderes milletini böyle düşünen bir insandı.Kanayan bir ele ilk yardıma hemen kendisi koştuğu gibi, kurak geçen yurdunun toprağı mahvolacak kaygısıyla uyuyamayanda kendisinden başkası değil mi idi.
Adnan Menderes hayatına böyle binlerce hikaye sıkıştırmış bir gönül adamı idi. Ben onun talihsiz bir şekilde idam edildiği öğrendiğimde çocuktum.Uzun süre kabul edememiştim. Çünkü o çocuk halimle başbakanların çok iyi korunduklarını zannediyordum.Ama büyüdükten sonra siyasetin o kirli yüzünü görünce üzüntüm bir kat daha artmıştı.Şimdi de öyle olmuyor mu?Başbakan ağzı ile kuş tutsa maalesef bir kesime yaranamıyor.Acımasızca eleştiri ve iftiraya uğramıyor mı? .İzmir oto yolunu 3-4 saate indirecek projeyi açıklıyor,hatta körfeze dünyanın 2. büyük köprüsünün yapılacak olduklarını açıkladığı gün “omurgasızlıkla “itham ediliyor.Çünkü bu ülkeye bir çivi dahi çakmayan bazı kesimlerin bu kıskanç tavırları hep sürecek .Dün milletini ve devletini çok seven .O mümtaz kişilikli sevgili Adnan Menderes ‘i haset , kinleri ve kıskançlıkları yüzünden asanlar bugünkü başbakana da aynı senaryoları yazıp oynamaya kalkışmadılar mı? Başaracaklarını zannettiler ama baltayı taşa vurdular. Rahat uyu başvekilim mekanın cennet olsun .Seni bu milletin aziz evlatları asla unutmayacak
Bu haber 370 defa okunmuştur.