Sanki feci sapkınlıklarıyla seyircisi olduğumuz bir korku filminin içinden geçiyoruz.Her akamete ermiş projenin, her başarısız girişimin, her karşılıksız iyi niyetin sonunda “belki bizde eksiklik vardır” demek artık yeterli olmuyor! Tüm iyi niyetli toplum mühendislerinin çabaları yeterli olmuyor, çünkü sayıları az…Kalabalıklar kendi yapılarına tuğla taşımak yerine kendi cehennemlerine odun taşımakla meşguller.Böyle olmasıydı gelişmiş ülkeler ozon tabakasını delen gazı yasaklarlardı. Böyle olmasaydı geçmişten tertemiz devraldığımız doğayı böyle hoyratça katletmezdik. Tüm bunların küçük örneklerini İnanca da yaşamaktayız.Bu küçük örnekler çoğalarak dağdan yuvarlanan kartopu gibi büyük bir çığa dönüşmekte.Niçin bunca nefret, neden, kimin için. Birlik beraberlik çağrısı yaptığımız bir yazıda bile bir dernek başkanının bunları yazacağına haksız olanı eleştir demesi ne kadar acı…Hepimiz sonunda ölmeyecekmiyiz? Öyleyse tehditler, korkutmalar, ölümle terbiye etmek istemeler neden?Oysa Mevlana ya göre ölüm düğün günü, sevgiliye kavuşma günü. Yeter ki ölüme hazırlıklı ol. İşte o gün ya gül bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukur seni beklemekte.Bazen bu berbat ve ağır şartlar altında yaşamak ölmekten daha şaşırtıcı olabiliyor.Türkan SAYLAN’ ın “hani pat diye ölür ya insan” deyimini “hani pat diye yaşar ya insan” diye değiştirmek lazım…İdeolojinin, siyasi görüşün, hayat felsefesinin bu kadar katı ve acımasızca toplumun en küçük yerleşim alanı olan köylerde veya köyümüzde bu kadar hakim olması insanı korkutuyor.
ADETA YOK OLUŞUN BAŞLANGICINI YAŞIYORUZ…
İnsanın beyni zonkluyor. Varsıllığını yoksulların kanını emmek üzere kurmuş, gücünü güçsüzlerin üzerine inşa etmiş bir zihniyet aslında herhangi bir ideoloji, herhangi bir ülkü, herhangi bir inançta taşımıyor.Hayat karşıtı, yaşam karşıtı bir durumdur burada söz konusu.Başkalarının alın teriyle,yoksulluğu ve güçsüzlüğü ile hayatlarına hayat kattıklarını zannedenler, en büyük yanılgılarını yaşamın o basit gerçeği kapılarını çalınca anlayacaklar. Ve o gerçek haykırıyor güçlü sesiyle.
HEPİMİZ ÖLÜMLÜYÜZ…
Her şeyi en iyi bildiğini zannedenlerin tüm o derin planlarına ve güç gösterilerine rağmen, hayatın kılcal damarlarında, kısacık hayatımıza binlerce anlamlar taşımaya devam ediyoruz.Her şeye rağmen, insanlar sevmeye, saygı duymaya, merhamete, adalete değer veriyorlar.Sabahları doğan her güneş seyretmeye zorlandığımız bu korku filminin bitiş anonsu gibi…Asla ümitsiz değiliz, gücümüzün yettiği kadar sevgi ve kardeşlik tohumları ekmeye devam edeceğiz.Ümit ediyoruz ki, kimyasalların, gübre ve D.D.T. lerin, diken ilaçlarının tahrip ettiği İnanca topraklarında azda olsa bu tohumlarda yeşerir.Ruhunu ve beynini basit menfaatler uğruna başkalarına kiraya vermeden dimdik ayakta duran köyümün mert insanlarının alnından öpüyorum.
Selam ve dua ile…
Bu haber 398 defa okunmuştur.