Bundan çok zaman önce, daha küçük bir erkek çocuğuyken hayat çok daha kolaymış. Toz pembe hayaller arasında pamuk şeker tadındaymış. Arkadaşlıklar en neşelesinden, mutluluklar en kahkahalısındanmış. İnsanlar bir kere girdiği zaman yaşantınıza yüreği yüreğinize yakınlaştıkça, bir çınar gibi kök salarmış hayatınıza… Ve tüm bu insanlar zor zamanların en iyi ilacıymış. En kötü anlam huzur ve mutluluğa çevirebilirmiş. Mutluluklarda onlarla bir başkaymış, duygularsa daha yaşanılası…Aradan geçen zaman hızla giden yaş; tüm bu rengarenk zamanlara gölge gibi düşmüş. Çünkü sorumluluklar gün geçtikçe artmaya, böylece hayat zorlaşmaya başlamış. İnsanlar eskisi kadar görüşemez olunca ilişkiler günden güne yıpranmaya yüz tutmuş. Hayatın her evresinde bir kopuş başlamış. Üniversite finaller, evlilikte çocuklar, iş yaşamında ödemeler, orta yaşta gittikçe artan ve baş edilemeyen sorumluluklar ve stresler yaşlanınca ortaya çıkan hastalıklar… Hep bir bahane engel olmuş görüşmelere, bir araya gelmelere…
Gün geçtikçe değişen insanlar varmış birde. Onların yaşadığı hikayeler, daha da farklıymış… Çünkü ya gittikleri şehirde yada geldikleri noktalarda bambaşka insanlar oluverince, etrafındaki insanları kaybeder olmuşlar… Kaybettikleri insanlarla birlikte kaybettiklerini çok zaman sonra farketselerde yalnızlarmış artık, hayat onlara somurtkan yüzünü göstermiş bir kere…
Peki eskinin sofraları bu kadar kalabalıkken gün geçtikçe neden sandalyeler azalmış, zor zamanların ilacı dostlar hangi uzak diyarlara doğru yol almışlar, insanlar artık neden daha sabırsız ve öfkeli olmuş, değer yargılarımız bu kadar çabuk nasıl değişebilmiş?
Hep aynı söz dillerde: “Ah nerede eski zamanlar, eski insanlar”…
Aslında belki de yanı başımızda hala eskinin insanı, eskinin sıcaklığıyla telefonun başında bizi bekliyor, belkide anneannemiz yine tarçınlı kurabiyesini yaptı ve kulağı kapı zilinde… Yada hala 40 yıl hatırı olduğu inanılan kahvesini yalnız içmek istemiyor komşumuz… Kim bilir belki zor durumda arkadaşımız yada en güzel anlarında birindeyken bizimle birlikte parlamak istiyor gözleri…
Biz sadece sistemde ve özlemdeyken, güvenebileceğimiz ve paylaşımından en çok mutluluk duyacağımız insanlar yanı başımızda aslında. Sadece hatırlamak gerek en beklenmedik anda yanında olmak gerek, bulabildiğimiz ilk fırsatı en güzel ana çevirmek gerek… Değer yargılarımızı korumak ve değerlerimizden ödün vermemek gerek. Biz aslında hala eskinin ilk yazdan şen çocuklarıyız, büyümek olgunluk kattı sadece hayatımıza… En karanlık sokakları aydınlatan lambalardan bile daha aydınlık düşüncelerimiz, hala küçük bir çocuk gibi saf aslında sevgimiz… Değer katan birlikte daha unutulmaz aslında her anımız…
Bu haber 1305 defa okunmuştur.